- Turgay ALTAY
- 12 Şub
- 6 dakikada okunur
Güncelleme tarihi: 14 Şub
VERGİ SUÇLARI
GİRİŞ
Vergi Usul Kanunu’na göre başlıca vergi suçları; vergi usulsüzlüğü, vergi kaçakçılığı ve vergi ziyaı suçlarıdır. Vergi suçları VUK 213’te incelenmiş, bu kanun hükümlerine aykırılık temelinde kovuşturulan suçlardır. Kanun koyucunun bu suçları düzenlemesindeki amacı, ticari hayatı denetim altında tutmak ve devletin vergi kaybının önüne geçmek istemesidir. Devletin en temel kazancı olan vergiler cezai yaptırım ile korunmaktadır. Vergi suçları; Vergi Ziyaı, Genel Usulsüzlük, Özel Usulsüzlük ve Vergi Kaçakçılığıdır.
VERGİ ZİYAI SUÇU
Vergi Ziyaı Suçu, mükellef veya sorumlunun vergi ziyaı yaratmasıyla oluşan bir suç türüdür. Vergi ziyaı; mükellef veya sorumlunun görevlerini yapmaması nedeniyle verginin hiç tahakkuk etmemesi, zamanında tahakkuk etmemesi, eksik tahakkuk etmesi veya verginin haksız yere geri ödenmesine neden olunmasıdır. Vergi ziyaı suçuna ait fiiller kanunda düzenlenmemiştir. Bu nedenle serbest hareketli suçtur. Para cezası yaptırımına tabi olmakla bu ceza, ziyaa uğratılan verginin bir katı kadardır. Suç vergi kaçakçılığı suçu ile birlikte işlenmişse, ziyaa uğratılan verginin 3 katı kadar para cezası kesilir. Bu ceza idari ceza statüsü taşımakta ve ceza vergi dairesi tarafından kesilmektedir.
GENEL USULSÜZLÜK SUÇU
Vergi Usul Kanununun 351. maddesi, "Vergi kanunlarının şekle ve usule müteallik hükümlerine riayet edilmemesi, usulsüzlük suçudur." şeklinde düzenlenmiştir. Genel usulsüzlük suçu, zarar suçu değil, tehlike suçu niteliğindedir. Vergi ziyaı suçundan farklı olarak, yasaya aykırı davranış nedeniyle cezalandırılır. Bu noktada dikkat çekilecek husus, bu suçta vergi kaybı olmasa da vergi kaybı olasılığı vardır. Genel usulsüzlük suçunun unsurlarını belirlemek için maddede yer alan şekle ve usule aykırılık kavramlarının ne anlama geldiğinin incelenmesi önemlidir. İşlemlerin hukuka uygun olabilmesi için geçerlilik ve sıhhat şartlarının kanunda belirtildiği şekilde yerine getirilmiş olması gerekir. Vergi Usul Kanununun 352. maddesi, usulsüzlükleri birinci ve ikinci derece usulsüzlükler olarak ayırır. Kanundaki cetvel, suç derecelerini ve cezaları belirler.
Madde 352 – (Değişik: 30/12/1980-2365/76 md.)
Usulsüzlükler, aşağıda yazılı derecelere ve bu kanuna bağlı 1 sayılı cetvele göre cezalandırılır. Usulsüzlük fiili re'sen takdiri gerektirirse, bağlı 1 sayılı cetvelde yazılı cezalar iki kat olarak kesilir.
I’inci derece usulsüzlükler:
1. (Değişik: 4/12/1985-3239/25 md.) Vergi ve harç beyannamelerinin süresinde verilmemiş olması;
2. Bu kanuna göre tutulması mecburi olan defterlerden herhangi birinin tutulmamış olması;
3. Defter kayıtlarının ve bunlarla ilgili vesikaların doğru bir vergi incelemesi yapılmasına imkan vermeyecek derecede noksan, usulsüz veya karışık olması;
4. (Mülga: 22/7/1998-4369/82 md.)
5. Çiftçiler tarafından 245’inci madde hükmüne göre muhtar ve ihtiyar heyetlerince yapılan davete müddetinde icabet edilmemesi;
6. Bu Kanunun kayıt nizamına ait hükümlerine (Madde 215 - 219 ile mükerrer madde 242) uyulmamış olması (Her incelemede inceleme tarihine kadar aynı takvim yılı için tespit edilen usulsüzlükler tek fiil sayılır);
7. İşe başlamanın zamanında bildirilmemesi;
8. Tasdiki mecburi olan defterlerden herhangi birinin tasdik muamelesinin
yaptırılmamış olması (Kanuni sürenin sonundan başlayarak 1 ay geçtikten sonra tasdik ettirilenler, tasdik ettirilmemiş sayılır.);
9. Diğer ücretler üzerinden alınan Gelir Vergisinde, tarh zamanı geçtiği halde verginin tarh ettirilmemiş olması;
10. (Mülga: 18/4/1984-2995/4 md.)
11. (Ek: 4/12/1985-3239/25 md.) Veraset ve intikal vergisi beyannamesinin 342’nci maddenin ikinci fıkrasında belirtilen süre içerisinde verilmiş olması.
II’nci derece usulsüzlükler:
1. (Değişik: 4/12/1985-3239/25 md.) Veraset ve intikal Vergisi Beyannamelerinin süresinin sonundan başlayarak 342’nci maddenin 1’inci fıkrasında belirtilen süre içinde verilmiş olması; (Mülga: 3/4/2002-4751/7 md.)
2. Ekim ve sayım beyanlarının süresi içinde veya kanunda istenilen bilgileri ihtiva edecek doğru bir şekilde yapılmaması;
3. (Mülga: 18/4/1984-2995/4 md.)
4. (Değişik: 3/12/1988-3505/4 md.) Vergi kanunlarında yazılı bildirmelerin zamanında yapılmamış olması (işe başlamayı bildirmek hariç);
5. Vergi karnesinin süresinin sonundan başlayarak 15 gün geçtiği halde alınmamış olması; 6. Tasdiki mecburi olan defterlerden herhangi birinin tasdik muamelesinin, süresinin sonundan başlayarak bir ay içinde yaptırılmış olması;
7. (Değişik: 4/12/1985-3239/25 md.) Vergi beyannameleri, bildirimler, evrak ve vesikaların kanunen belli şekil ve muhteviyatı ve ekleri ile bunlarla ilgili olarak yapılan diğer düzenlemelere ilişkin hükümlere uyulmamış olması;
8. Hesap veya muamelelerin doğruluk veya açıklığını bozmamak şartıyla bazı evrak ve vesikaların bulunmaması veya ibraz edilmemesi.
ÖZEL USULSÜZLÜK SUÇU
Özel Usulsüzlük Suçu, Vergi Usul Kanununun 353. Maddesinde "Fatura ve benzeri evrak verilmemesi ve alınmaması ile diğer şekil ve usul hükümlerine uyulmaması" başlığı altında düzenlenmiştir. Özel usulsüzlük cezaları, genel usulsüzlük cezalarına göre daha ağır yaptırım içeren ve Vergi Usul Kanununda düzenlenen belgelerin verilmesi ve alınması yükümlülüklerine aykırı davranılması durumlarında ortaya çıkar. 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun (VUK) 353. Maddesi ve 355. Maddesi, özel usulsüzlük durumunda yaptırım uygulanmasını gerektiren haller hakkında bilgi vermektedir. Bu hükümler şunları içerir:
1) Serbest meslek makbuzu, fatura gibi belgelerin alınmaması, verilmemesi yahut bu belgelerin gerçek tutara aykırı olacak şekilde düzenlenmesi (VUK 353/1)
2) Perakende satış fişi, ödeme kaydedici cihazla verilen fiş ve yolcu taşıma bileti, sevk irsaliyesi, taşıma irsaliyesi, yolcu listesi günlük müşteri listesi düzenlenmemesi yahut usule aykırı şekilde düzenlenmesi (VUK 353/2)
3) Son tüketiciye uygulanacak özel usulsüzlük cezası (VUK 353/3)
4) Defterlerin ve ayıtlarının İbraz edilmemesi ve vergi levhasının alınmaması (VUK 353/4)
5) Muhasebe standartlarına ve tek düzen hesap planlarına uymama (VUK353/6)
6) Belge basımı ile ilgili olarak matbaacılara kesilen özel usulsüzlük cezası (VUK 353/8)
7) Damga vergisi ödenmemiş yahut eksik ödenmiş kağıtları, vergi ve cezası tahsil edilmeden onaylayan yahut örneklerini çıkarıp veren noterler aleyhine uygulanan özel usulsüzlük cezası (VUK 355)
VERGİ KAÇAKÇILIĞI SUÇU
Vergi Kaçakçılığı, vergi kanunları uyarınca tutulması, düzenlenmesi, saklanması ve ibraz edilmesi gereken belge, kayıt ve defterlerin mükellef tarafından usulüne uygun olarak düzenlenmemesi, değiştirilmesi, yok edilmesi veya hileler yapmasıdır. 213 Sayılı Vergi Usul Kanunu madde 359'da belirtilen kurallara aykırı hareket edilmesi nedeniyle vergi kaçakçılığı suçuna ilişkin soruşturma ve kovuşturma Ceza Muhakemesi hükümlerine göre yürütülür. Vergi ile ilgili tutulan hesap ve muhasebe işlemlerinde hile yapma, yasal olmayan özel defterler tutma, gerçek olmayan veya işlemle ilgisiz kişiler adına hesap açma, tutulan belge, defter ve kayıtlarda tahrifat yapma, tahrifat yapılan belgeyi kullanma, yetkili kişilere tutulan defter, kayıt ve belgeleri ibraz etmeme, gizleme, yanıltıcı belge düzenleyerek kullanma VUK m. 359 uyarınca 18 aydan 3 yıla kadar hapis cezası verilir. Vergi ile ilgili bilgiler içeren defter, belge ve kayıtların yok edilmesi, Defter sayfalarını değiştirme, yok ederek yenilerini ekleme, Sahte belge düzenleme ve bunları kullanma VUK 359 uyarınca 3 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası verilir. Yalnızca Maliye Bakanlığı ile anlaşması olan kişilerin basabileceği belgeleri anlaşma olmaksızın basma, yetkisiz kişilerce basılan bu belgeleri kullanma gibi suçların müeyyidesi olarak VUK m. 359 uyarınca 2 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası verilir.
VERGİ KAÇAKÇILIĞI SUÇU OLUŞTURAN FİİLLER
Defter, Kayıt ve Belgelerin Tahrif Edilmesi: Saklanması ve ibraz edilmesi zorunlu olan vergiye ilişkin bilgiler içeren defterdeki yazıların silinmesi, rakamların okunmayacak şekilde karalanması, kayıtlarda da aynı şekilde vergi matrahının tespit edilmesinin zorlaştırılması veya imkansız hale getirilmesi vergi kaçakçılığı suçunu oluşturur.
Defter Kayıt ve Belgeleri Gizleme: Vergi incelemesi sırasında noter tarafından onaylanmış vergi bilgilerini içeren kayıtlar veya herhangi bir şekilde varlığı tespit edilen defter ve belgelerin yetkili kişilere verilmemesi ve saklanması vergi kaçakçılığı suçunu oluşturur.
Yanıltıcı Belge Düzenleme veya Bu Belgelerle İşlem Yapma: Vergi ile ilgili durumların belgelenmesi sırasında bilgilerin nitelik veya miktarı değiştirilerek eklenmesi ve bu gerçeğe aykırı bilgi içeren belgelerin kullanılması vergi kaçakçılığı suçuna yol açabilir. Bir şirket, satın aldığı iş makinelerini faturalandırırken malın cinsine ilişkin gerçeğe aykırı bir beyanda bulunabilir. İşte bu durumda şirketin tespit edilen yanıltıcı belgeleri, vergi kaçakçılığı suçuna ilişkin ispata kabil evrak niteliği taşıyacaktır.
Muhasebe ve Hesap Hileleri Yapma: Bu yöntem genellikle yasadışı eylemleri gizlemek için kullanılır. Bu yöntem, usulüne uygun vergilendirme yapılmaması nedeniyle gerçek matrahın ortaya çıkmasını engellemek için daha az vergi ödemeyi amaçlamaktadır.
Gerçeğe Aykırı Hesap Açma: Vergi kayıtlarıyla hiçbir ilgisi olmayan kişiler adına hesap açmak vergi kaçakçılığı suçunu oluşturur. Bu suça, gerçek hayatta olmayan bir kişinin adına bir hesap oluşturularak, malların varmış gibi gösterilen bir müşteriye satılmış gibi gösterilmesi örnek gösterilebilir.
Çift Defter Tutma: Elbette vergi kayıtlarını tutmak gereklidir, hatta bazı durumlarda zorunludur. Bununla birlikte, kanunda belirtilen durumlar dışında ticari hesap ve işlemlerin kaydedildiği farklı defterlerin tutulması bu suçu oluşturabilir. Bu durum, veresiye satış yaparak sattığı ürünleri elden teslim eden bir şirketin, bu satışa ilişkin borç ve alacaklarını kaydettiği veresiye defteri ile örneklendirilebilir.
Defter Belge ve Kayıtlarda Sahtecilik: Vergi hesaplanmasına ilişkin bilgiler içeren defter, belge veya kayıtların yok edilmesi, değiştirilmesi veya defter, belge veya kayıtlara yeni sayfalar eklenmesiyle vergi kaçakçılığı suçu oluşabilmektedir.
NETİCE
Kamunun üstün menfaati için, devlet organizmasında bir ekonomik kuvvet olmalıdır. İşte bu kuvvet vergi ile sağlanmakta ve sürdürülmektedir. Ticari teşebbüslerin devlet eliyle yapılmasının git gide sınırlandırıldığı dünyamız ekonomilerinde vergi bu vasfıyla ön plana çıkmaktadır. Verginin bu keskin kabiliyetini elbette kabul etmekteyiz. Ve fakat ticari hayatın hızlandırılarak verginin tahsili gücünü artırmanın en önemli metodunun, vergi yüzdelerinde tacir lehine revizeler olduğunu ifade etmek isteriz.




Yorumlar